Bebek bekleyen bir anne adayı için en korkunç ve dramatik olay doğuma az bir
süre kala bebeğin kaybedilmesidir. Hiç arzu edilmeyen bu durum ne yazık ki
zaman zaman karşılaştığımız bir gerçektir. Her yıl sadece Amerika Birleşik
Devletlerinde 26.000 ölü doğum olgusu yaşanmaktadır.
Anne karnında kaybedilen bebekler incelendiğinde çoğu zaman bu trajedik
duruma yol açan herhangi bir neden saptanamaz. Nedeni saptanabilen nadir
olgularda ise göbek kordonuna bağlı kayıplar kordon kazası olarak
adlandırılır.
Terme kadar ulaşan gebeliklerin %25-30'nda değişik derecelerde
kordon-plasenta bozuklukları bulunur. Bu bozuklukların fetusu ne derecede
etkileyebileceği ise tam anlamıyla aydınlatılamamıştır.
Yapılan araştırmalarda nedeni saptanabilen ölü doğumların %15'inde olaydan
kordon kazalarının sorumlu olduğu gösterilmiştir.
Kordon kazaları anne baba adayları için olduğu kadar doğum ile ilgilenen
jinekologlar için de bir kabustur. Bunun en önemli nedeni kordon kazalarının
büyük bir kısmının önceden tahmin edilememesi, riskli bebekleri saptayacak
etkili bir yöntemin olmamasıdır. Her yıl dünyada binlerce bebek kordon
kazası nedeni ile daha dünyaya gözlerini açamadan hayata veda etmekte ya da
kalıcı hasarlar ile yaşamını sürdürmek zorunda kalmaktadır.
Kordon kazasına bağlı ölümleri inceleyen bir araştırmada fetal kayıpların
şaşırtıcı olarak genellikle anne adaylarının uykuda olduğu dönemlere rast
geldiği izlenmiştir. Bu araştırmanın sonucunda anne adayı uykudayken kan
basıncında yaşanan bir düşüşün bebeğin kaybına neden olduğu ileri sürülse de
daha sonraki çalışmalarda bu bulguyu destekleyecek yeterli bilimsel kanıt
elde edilememiştir
Kordon kazası nedir?
Kordon kazası çok genel bir tanımlamadır ve basitçe göbek kordonunda meydana
gelen herhangi bir olumsuzluğu belirtir. Bu olumsuzluk kordonun bebeğin
boynuna dolanması olabileceği gibi, kordon sarkması hatta kordon içindeki
damarların yırtılması da olabilir.
Kordon kazaları ciddi olaylardır ancak altta yatan ek bir faktör olmaması
durumunda kordon kendini koruyacak mükemmel mekanizmalara sahiptir. Kordonun
yapısında bulunan Whorton jeli ve kordonun kaygan yapısı bu mekanizmalardan
en önemlileridir. Bu yapı sayesinde kordon kendisi için en uygun pozisyonu
kolayca bulabilir.Anne karnında bebek kayıplarında kordon kazası çoğu zaman
altta yatan ana neden olmaktan ziyade son evre olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bir başka deyişle diğer bir olumsuz durum kordonu risk altına sokmaktadır.
Bu olumsuz durumlar preeklempsi, bebekte gelişme geriliği gibi bulgularla
kendini belli edebilir.
Kordon kendisini zor koşullarda kurtarmak yeteneğinde bir yapıya sahip
olduğu için "kordon kazası" sonucu fetal kayıp meydana geldiğinde, kordonun
bu hassas yapısını bozabilecek patolojilerin araştırılması gerekli olur.
Örneğin plasentada meydana gelen bir problem bebeğin kalbinin daha fazla kan
pompalamasını gerektirmiş, bu da sonuçta bebeğin kalbini zorlamış olabilir.
Plasentada var olan bir ölü doku bölgesi (infarkt alanı) ya da bir
enfeksiyon aynı sonucu doğurabilir. Bir başka olasılık da kordonun
plasentaya doğru yerden bağlanmamasıdır. Yine kordonun düz olması yani
kıvrımlarının bulunmaması da bebekte olumsuz etki yaratabilmektedir.
Fetal kayıp sonrası yapılan incelemelerde en sık rastlanılan ve kordon
kazası tanısı koyduran bulgular, kordonda düğüm olması, boyunda kordon
dolanması, kordon içindeki damarların yırtılması ve kordon sarkmasıdır.
Kordon kazası riskini arttırabilecek durumlar nelerdir?
Anormal miktarlarda amniyon sıvısı: Hamileliğin ilk trimesterından sonra
amniyon sıvısının ana kaynağı bebeğin idrarıdır. Böbrekler kendilerine
ulaşan kan miktarına göre idrar üretimlerini değiştirebilirler. Eğer oksijen
desteğinde bir problem ortaya çıkarsa kan akımı kalp ve beyin gibi yaşam
için böbreklerden çok daha önemli olan organlara yönelir. Bu durumda idrar
üretimi ve dolayısı ile amniyon sıvı miktarı azalır. Amniyon sıvısının
azalması bebeğe giden oksijen miktarındaki bir azalmayı yansıtabileceğinden
önemlidir ve yakın takip gerektirir.
Plasenta fonksiyonlarında anormallik: Genetik açıdan normal olan bir
plasentanın anormal fonksiyon göstermesinin 4 temel nedeni olabilir. 1)
Rahimde septum gibi bir yapısal bozukluk, 2) bağışıklık sisteminde bir
bozukluk, 3) Plasenta içindeki kılcal damar yapısında bozukluk ve 4)
enfeksiyonlar.
Kordondaki nabız basıncında anormallik: Bu durum temel olarak bebeğin kalp
fonksiyonları ile ilgilidir. Kalpte bulunan bir yapısal bozukluk ya da ritim
bozukluğu yeteri güçte kan pompalamasını engelleyebilir. Bu durum doppler
incelemesi ile saptanabilir.
Valementöz ya da membranöz kordon girişi: Göbek kordonunun plasentaya
bağlandığı bölgede bulunan bir anormallik kordon kazası riskini belirgin
derecede arttırır.
Sebebi her ne olursa olsun kordon kazaları çoğu zaman önceden saptanamayan
ve önüne geçilemeyen dramatik gerçeklerdir.
Kordon kazalarına neden olan komplikasyonların görülme sıklığı ve feta kayba
yol açma oranları şu şekildedir.
|
Komplikasyon |
İnsidans
(görülme sıklığı) |
Mortalite
(Fetal kayıp) |
|
Boyunda kordon dolanması |
%14-30 |
Bilinmiyor |
|
Kordonun aşrı kıvrılması |
%6-10 |
%20 |
|
Gerçek
düğüm |
%1 |
%6 |
|
Gövdeye kordon dolanması |
%1 |
%10 |
|
Tek
umbilikal arter |
%1-5 |
%7-10 |
|
Valementöz insersiyon |
% 0.5-1 |
%30 |
|
Kısa
kordon |
Bilinmiyor |
Bilinmiyor |